el kaide terör örgütü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el kaide terör örgütü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2013 Cumartesi

Reyhanlı saldırısını El Kaide üstlendi

akp'nin gerçek yüzü, büyük israil projesi, cia, el kaide terör örgütü, gerçek yüzü, kripto Yahudiler, mossad, muhalifler, özgür suriye ordusu, reyhanlı saldırısı, suriye sorunu
                                                      Reyhanlı saldırısını El Kaide üstlendi

Suriye'deki sözde muhalif, özde teröristlerin, el Kaide bağlantılı ve en önemli örgütü Irak ve Levant İslam Devleti (ISIL), Reyhanlı saldırısını üstlenirken AKP hükümetini, Bab'ul Hava ve Bab'ul Selam sınır kapılarını açmaması halinde intihar saldırıları düzenlemekle tehdit etti. Söz konusu örgütün 3 yıldır AKP hükümeti tarafından desteklendiği biliniyor.

Breakingnews'in yayınladığı bildiride "Aslanlarımız İslam toprakları üzerindeki Türk devletine iyilik mesajını iletmek ve burayı kafirlerden temizlemek için hazırlar" ifadeleri yer alırken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da sınır kapılarını açması için gelecek pazartesiye kadar süre veriliyor. Son olarak açıklamada Reyhanlı ile Bab el-Hava bombalamaları da ISIL tarafından üstlenildi ve AKP hükümetinin çıkarlarını hedefleyen intihar saldırılarının Ankara ve İstanbul'u da vuracağı uyarısı yapıldı.

11 Mayıs 2013'de Reyhanlı / Hatay'da düzenlenen iki ayrı bombalı terör saldırısında 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştı. AKP hükümeti gizlediği gerçek ölü sayısının meydana çıkmaması için ölü sayısı vermiş ama ölülerin isimlerini bir türlü açıklayamamıştı. Görgü şahitlerinin ve sağlık görevlilerinin sosyal medya üzerinden paylaştığı ilk bilgilere göre en az 200 kişi ölmüştü ve yaralılar sayılamayacak kadar çoktu. Tam bir tiyatro çevrilmiş, gerçekler milletten gizlenmiş, devlet milletine yalan söylemiş ve hedef saptırılmıştı. Bakanlar tarafından bile gerçek dışı beyanlarda bulunulmuş, basın sansürlenmiş, gazeteciler korkutulup susturulmuş ve yandaş basın da olanca gücü ile AKP'nin menfaatleri doğrultusunda haberler yapmışlardı. O kadar ki, o bölgedeki onlarca kameranın hepsinin de bozuk olduğu iddia edilebilmişti. Sürekli oralarda olan ve Suriye'den mülteci oldukları iddiası bölgeye getirilen seyyar satıcıların o gün o bölgede olmayışı bile araştırılmamıştı. El Kaide bağlantılı ve saldırıları üstlenen örgütün bu itirafı, olay anından beri bilinen ama hükümet tarafından gizlenen gerçekleri gözler önüne serdi. Bir kez daha iyice meydana çıktı ki, logosunda bile Yahudilerin kutsal sembolü yedi kollu şamdan (menora) bulunan Ak Parti, tamamen, Büyük İsrail Projesine giden yolda, Türkiye'nin ve bölgenin Batı ve İsrail menfaatine yeniden düzenlenmesi maksadı ile içimizdeki kripto Yahudiler ve Sabetayistler tarafından CIA ve MOSSAD kontrolünde kuruldu.

İşte o bildiri:

Suriye'de katliam yapan el Kaide örgütüne kimyasal silahı MİT mi verdi?

akp'nin gerçek yüzü, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), el kaide terör örgütü, el nusra, kim yaptı, kimyasal saldırı, kimyasal silahlar, mit, özgür suriye ordusu, suriye sorunu

Suriye’de PKK'ya yakınlığıyla bilinen ve geçtiğimiz günlerde lideri Salih Müslim'in Türkiye'ye gelerek AKP'li yetkililerle görüştüğü PYD, Türkiye’nin el-Kaide bağlantılı gruplara kimyasal silah desteğinde bulunduğunu iddia etti.
PYD’nin resmi yayın organı Pydrojava’nın haberine göre Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi, Nusra Cephesi ile Türkiye istihbaratının ittifak yaptığına dair bir belge yayımladı.
Yakın Doğu Haber'in çevirdiği belgede MİT ile El-Kaide bağlantılı gruplar arasında ittifak yapıldığı öne sürülüyor.Belgede Türkiye’nin Nusra Cephesi’ne Suriye'de kullanılmak üzere kimyasal silah desteğinde bulunacağı belirtiliyor 
Yakın Doğu Haber'in çevirdiği belgeye göre geçen nisan ayının sonlarında Gaziantep'te, Türkiye istihbaratı, Nusra cephesi, Suriye Ulusal Koalisyonu ve Özgür Suriye Ordusu’ndan liderlerin bulunduğu bir toplantı yapıldı ve toplantıda Türkiye istihbaratı Nusra cephesine, orta-ağır silahlar ve uçaksavar füzeleri vererek yardımda bulunmayı taahhüt etti.
Nusra Cephesi’nin Suriye'de kullanmak üzere Türkiye istihbaratından kimyasal silah desteği garantisi aldığının iddia edildiği belgede El Nusra’nın bu silahı, Özgür Suriye Ordusuna bağlı İslam Tugayı ile işbirliği içinde kullanmak üzere alacağı belirtiliyor.
Belgede ''Nusra Cephesi Şeriat Komitesi, rejimi devirmek adına, kimyasal silah dahil her türlü aracın kullanılabileceğini belirtir'' ifadesi yer alıyor. Nusra Cephesi bu hususta İslam Hukuku ilkelerine dayandığını söylüyor.
Belgede ayrıca Gaziantep’te bir araya gelen bu tarafların ''Suriye krizinin silah ve güçten başka çözümü yoktur'' ifadesini kullandığı yer alıyor.
İşte o belge:



22 Eylül 2013 Pazar

Eski CIA Ajanından 11 Eylül İtirafı: "Aylar öncesinden haberimiz vardı"

11 eylül 2001, 9/11, abd, büyük israil projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, el kaide terör örgütü, evanjelistler, george w. bush, ikiz kuleler hadisesi, itiraflar, suriye sorunu

Eski CIA Ajanından 11 Eylül İtirafı: Bu Bir Sahte Bayrak Operasyonu


"Çünkü saldırıdan Nisan 2001 tarihinde haberdar olmuştum. Gerçekleşmesinden aylarca önce CIA’den öğrenmiştim bunu. Bu bir sahte bayrak operasyonuydu (yanıltma harekatı), daha aylar önceden bilinmekteydi. Bizim dilimizle bu bir aldatma operasyonuydu, bir psikolojik operasyondu. Bütün gözler Dünya Ticaret Merkezine doğru uçan uçaklardaydı fakat gerçek eylem kontrollü yıkım idi."

Eski CIA Ajanından 11 Eylül İtirafı: Bu Bir Sahte Bayrak Operasyonu

Press TV eski bir CIA ajanı olan Susan Lindauer ile Amerikan hükümetinin resmi 11 Eylül saldırıları anlatısı üzerine bir röportaj gerçekleştirdi.


Press TV: Öyle gözüküyor ki insanlar bu son yıllarda 11 Eylül'ün resmi anlatımını protesto için farklı yollar arıyorlar ve siz de bu duruma aşinasınız.

Lindauer: Evet, ben hedeftim, 11 Eylül'ün gizlenmesi sürecinde hedef gösterildim çünkü saldırıdan Nisan 2001 tarihinde haberdar olmuştum.  Gerçekleşmesinden aylarca önce CIA'den öğrenmiştim bunu -o sıralarda BM'de Irak ve Libya'ya bakıyordum- ve Irak misyonundaki diplomatik bağlantılarımdan bir tehdidin varlığını bildirmelerini istenmişti. Onlara, eğer uçakların kaçırılıp Dünya Ticaret Merkezine çarptırılmalarıyla -tam olarak böyle- ilgili herhangi bir komplo keşfetmeleri halinde arka kanalımızdan bize bunun istihbaratını vermemeleri halinde kendilerini bununla sorumlu tutacağımızı, onları taş devrine döndürene dek bombalayacağımızı söyledik.

Bunlar olurken ambargolara çok karşıydım ve Irak halkınının durumunu iyileştirmek için çalışıyordum. Irak büyükelçiliğinin ve Irak hükümetinin en tepesi kadar ne yaptığını tam olarak bilen gizli bir arka kanalım vardı, onlar da benim kim olduğumu ve ne yaptığımı iyi biliyorlardı.

Diplomasi ve diyaloğun çatışmaları çözmek için en iyi yol olduğuna inanıyorum. En azından buna çaba gösterdim. Irak halkı adına da çok üzgünüm, ama elimden geleni ardıma koymadım, maalesef başarısız oldum.

Press TV: Dolayısıyla kısaca 11 Eylül hakkında, bunun Irak'a savaş ilan etmek için bir bahane olduğunu söylüyorsunuz, fakat bununla ilgili elinizde başka kanıtlar da var, öyle değil mi?

Lindauer: Bu bir sahte bayrak operasyonuydu (yanıltma harekatı), daha aylar önceden bilinmekteydi. Bizim dilimizle bu bir aldatma operasyonuydu, bir psikolojik operasyondu. Bütün gözler Dünya Ticaret Merkezine doğru uçan uçaklardaydı fakat gerçek eylem kontrollü yıkım idi.

Yani bu şu anlama geliyor ki istihbarat düzeyindeki birileri koordinasyon içindeydiler, pilotları eğitiyorlar ve bunun olmasına müsade ediyorlardı. Ve aynı zamanda da Dünya Ticaret Merkezini, Amerikan hava sahasını koruyacak bütün koruma unsurlarını da -uçakları hemen düşürebilecek jet sistemi olan NORAD gibi- uzaklaştırıyorlardı. Yapılabilecek çok basit şeyler vardı ve bunların hepsi bloke edildi.

12 Eylül 2013 Perşembe

Kod adı: el Kaide. Aslında el Kaide diye bir örgüt yok

11 eylül 2001, büyük israil projesi, cia, el kaide terör örgütü, ikiz kuleler hadisesi, mahir kaynak, mossad, neşe düzel, PKK Terör Örgütü, röportajlar, suriye sorunu, usame bin laden

NEDEN? 

Neşe Düzel'in Mahir Kaynak ile el ropörtajı

Bütün dünyanın dengelerini, ilişkilerini, hatta yaşama biçimini, anlayışını ve kültürünü sarsan, değişime zorlayan büyük terör olayları yaşanıyor. Bu terör olaylarının her birinin altında da El Kaide imzası var. El Kaide, yeryüzünde istediği her yeri istediği zaman vurabiliyor, yeryüzünün her tarafında eylemleriyle görünebiliyor ama yeryüzünün hiçbir yerinde görülmüyor ve yakalanmıyor. Dünyanın bütün devletleri istihbarat da dahil ellerindeki bütün güçlerle bu örgütü yakalamaya çalışıyor ama yakalayamıyor. Sanki bütün dünyadan daha güçlü bir örgütle karşı karşıyayız. Bu örgütün yaptığı terör eylemlerinin somut bir amacı ve somut bir talebi de yok. Bu nedir peki? Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Dünyadan daha güçlü bir örgüt nasıl hiç görülmeden var olabilir? Bu anlaşılmaz ve açıklanması neredeyse imkânsız görüntünün arkasındaki gerçekleri, ihtimalleri, El Kaide'nin ne ve kim olduğunu, kim tarafından desteklendiğini, amacını, hangi siyasi çekişmenin içinde yer aldığını eski bir istihbaratçı olan Mahir Kaynak'a sorduk. Üniversitede 20 yıl iktisat profesörlüğü yapan ve 10 yıl MİT'te çalışan Kaynak, bilinen iddialardan değişik ve tartışılacak görüşler ileri sürdü. 

Dünya yine El Kaide paniği yaşıyor. Bu örgüt dünyanın her tarafında kendi varlığını gösterebiliyor ama dünyanın hiçbir yerinde görülmüyor ve bulunmuyor. Bu öyle bir terör örgütü ki, tarifi, tanrının tarifine benziyor. Dünyanın her yerinde var olabilen ve dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir örgütten söz edildiğinde, bir istihbaratçı ne düşünür? 
Bu örgütün olmadığını düşünür. 

El Kaide diye bir örgüt yok mu? Bu terörü başkaları yapıyor da, biz olmayan bir örgütü mü arıyoruz? 
El Kaide diye bir örgüt yok. Eğer bir örgütten bahsediyorsanız, bu örgütün siyasal bir hedefi olması gerekir. El Kaide'nin hedefi nedir sorusunun daha cevabı yok. Kimse El Kaide'nin hangi somut hedefe ulaşmak istediğini bilmiyor. Oysa İRA, ETA gibi terör örgütlerinin somut hedefleri ve somut coğrafi alanları vardır. Ayrıca bunların bir kadrosu ve bir örgüt yapısı da vardır. El Kaide'de bu unsurların hiçbiri yok. Ne kadrosu var, ne de coğrafi bir alanı. Bütün dünya eylem alanları bunların. 

El Kaide'nin bir dönem Afganistan'da kurulan Taliban düzenini bütün İslam dünyasında kurmayı hedeflediği söyleniyor. Sizce El Kaide'nin böyle bir amacı yok mu? 
Bir amaç ile eldeki araçlar arasında uyum olması gerekir. Elinize bir topluiğne alıp 'Ben adam öldüreceğim' derseniz olmaz. El Kaide'nin kendi gücüyle, İslam dünyasında öngördüğü rejimi kurması mümkün değil. Ne gücü, ne kadrosu, ne de destekleyicisi var. Aslında El Kaide diye bir örgüt yok. El Kaide, bir istihbarat servisinin yaptığı operasyonun kod adıdır. Bu yüzden de bizim önce yapılan bu operasyonu deşifre etmemiz gerekir. Çünkü El Kaide operasyonuyla dünyada bir siyasi sonuç yaratılmak isteniyor. 

ABD Başkanı Bush, 11 Eylül saldırılarını canlı izledi. CIA saldırıları engellemedi, sadece can kayıplarını minimize etti.

11 eylül 2001, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, el kaide terör örgütü, fbi, george w. bush, Haçlı Seferleri, ikiz kuleler hadisesi, siyonizm, suriye sorunu, usame bin laden

(...)

İkiz Kulelerde 30-40 bin kişi bulunduğunu ve her Kulenin 110 kata sahip olduğunu varsaydığımızda, ilk crash'ın(çarpmanın) vuku bulduğu saatte her katta yaklaşık en az 136 kişi bulunuyor olmalıydı. Birinci Boeing kuzey kuleye 80. ile 85. katları arasında çarpmıştır. Bu katlarda bulunanlar çarpışma anında ya çarpışmanın etkisiyle ya da patlamanın neticesinde ölmüşler. Üst katlarda bulunan kişiler, yangın yukarıya doğru ilerlediği için kapana kısılmışlardı. Bazıları yangından ölmektense dışarıya atlamayı tercih etmiştir. Sonunda yapı yıkılmıştı. Demek ki çarpışmanın vuku bulduğu katta ve onun üzerindeki otuz 30, katta bulunanların hepsi ölmüştür. Ortalama hesaba göre ölü sayısı en az dört 4 bin 80 olmalıydı.
Oysa 9 şubat 2002 tarihli resmi bilançoya göre, New York'ta vuku bulan iki saldırıda toplam 2 bin 843 kişi ölmüştür. (bu rakama Boeingin mürettebatı ve yolcuları, kulelerin yıkılmasından dolayı ölen polis ve itfaiyeciler ve kulede bulunan kişiler dahildir).[26] Bu rakam, ilk ortaya atılan ihtimallere göre çok düşüktür ve görünenin tersine saldırıların, büyük ölçekte insan kaybını hedeflemediklerini düşündürmektedir. Tam tersine özellikle üst katlarda bulunan çalışanların, söz konusu saatte, bürolarında bulunmaması için önceden bir müdahale yapılmış olmalıdır.Böylece, İsrail gazetesi Ha'aretz, elektronik mesaj konusunda lider bir firma olan Odigo'nun saldırıların gerçekleşmesinden iki saat önce New York'taki saldırılar hakkında bilgi içeren anonim uyarı mesajları aldığını açıklamıştır. Bunlar, firmanın müdürü Micha Macover tarafından teyit edilmiştir.[27] Ne kadar herkes bunları aynı derecede ciddiye almamış olsa da kuzey kulede bulunanlara her türlü uyarılar gönderilmiş olabilir.
Burada Oklahoma City'de 19 Nisan 1995'te vuku bulan saldırıya benzer bir şemayla karşı karşıyayız. O gün Federal bina Alfred P. Murrah'da çalışan memurların büyük bir kısmı, öğleden sonra izinli olmuşlardı ve böylece bombalı araba saldırısı yalnızca 168 kişinin ölümüne neden olmuştu. Bugün, bu saldırının FBI'ın içine sızdığı aşırı sağcı bir örgüte ait milisler tarafından gerçekleştirildiğini bilmekteyiz.[28]Oklahoma City'de FBI, haberini aldığı bir saldırının gerçekleşmesine izin vermişti; kayıpları sınırlamakla yetinmişti.

Şimdi başkan George W. Bush'un şu tuhaf ifadesine bir bakalım. Orlando'da, 4 Aralık'ta yaptığı bir mitingdeydi.[29]

Soru: Sayın Başkan, her şeyden önce ülkemiz için ne kadar çok şey yaptığınızı bilemezsiniz. Soruma gelince, terörist saldırıyı haber aldığınızda neler hissettiniz?

İkiz Kulelerin yıkılışını seyrederken sevinç çığlıkları atan 5 Yahudi genç MOSSAD ajanları mıydı?

11 eylül 2001, 9/11, büyük israil projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, dehşetengiz hile, el kaide terör örgütü, fbi, ikiz kuleler hadisesi, mossad, siyonizm, suriye sorunu, usame bin laden

9/11 MOSSAD-El KAİDE BAĞLANTISI

ABD'nin "terörizmle savaş"ında sık sık kullandığı bir "psikolojik savaş" ürünü kelime var: terörist cells; "uyuyan teröristler". 


9/11 çerçevesinde İngiliz basınında bugünlerde başka bir kelime daha masaya yatırıldı : Spy cells; "uyuyan casuslar". Glasgow Herald gazetesinin 2 Kasım Pazar günkü nüshasında Neil Mackay imzalı 'İsrailliler, İkiz Kulelere uçakların çakılmasını film gibi seyrettiler' başlıklı bir haber vardı. Haber, El Cezire, El Ahram veya Karachi Dawn'da yayımlansaydı "klasik antisemitik" yaklaşımlardan biri olarak algılanırdı. Oysa "Uyuyan MOSSAD casusları ile 11 Eylül-El-Kaida bağlantısı" iddialarının yazarı bir İngiliz. İngiltere'de İsrail'in en tehlikeli ülke olarak görülmesi boş yere değil!

Fransız istihbaratına göre 'Uyuyan Arap teröristler', Aralık 2000'den Nisan 2001'de kadar Phoenix, Arizona, Miami, Hollywood ve Florida'da 'uyuyan İsrailli casuslar'ın gölge takibinde yaşamış! 11 Eylül'ün iki lideri Muhammed Atta ve Marwan al-Shehi'yi bir grup izlerken, Hamburg'dan ayrıldıktan sonra Hollywood ve Florida yaşayan 3 intiharcıyı diğer bir Mossad grubu takip etmiş. 25 bin kişinin yaşadığı Hollywood'da birbirine yakın yaşayan 5 eylemcinin komşuları Bahar 2001'den beri ABD'ye merak saran resim öğrencilerinin üçü. Hemde Atta ve Shehi'nin kiraladığı dairenin kapı komşusu olarak. 2 öğrenci de nedense 8 intiharcının yaşadığı kuzey kenti Fort Lauderdale'yı tercih etmiş. MOSSAD yetkilileri bizzat gelerek Ağustos 2001'de FBI'ya 200 potansiyel teröristin listesini vermiş, ama eylemin ABD dışındaki hedeflere yapılacağını ileri sürerek bir nevi hedef saptırmış!

En sırlı olay ise kuşkusuz zanlı 5 Yahudinin hâlâ cevaplanamayan tavırları. İkiz Kulelerin yıkılışını seyrederken sevinç çığlıkları atan 5 Yahudi genç, beyaz renkli Chevrolet van kendisini polise Maria olarak tanıtan bir Amerikalının rezerve yerine park etmişti. 911'i arayan Maria, polise "Bir grup adam benim parkımda minivanları üzerine çıkarak adeta film izlermiş gibi faciayı mutluluk içinde seyrediyorlar. Bana şok geçiriyorlarmış gibi gelmedi" dedi. Maria, arabanın plakasını da almayı başardı. FBI devreye girince Urban Moving şirketine kayıtlı araç, içinde 5 Yahudi gençle New Jersey's Giants stadyumunda bulundu. Arabanın içinde 4700 USD, yabancı pasaportlar, 19 intihar eylemcisinin kullandığı Stanley Knife tipinde çakı-bıçak vardı. Aracı kullanan Yahudi genç polise verdiği ilk ifadede şunları söyledi: 'Biz İsrailliyiz, Sizinle bir sorunumuz yok. Filistinliler problemdir.' 

El Kaide İsrail’i korumak ve İslam dinini kötü göstermek amacı ile kuruldu


11 eylül 2001, 9/11, abd, arap baharı, Armagedon, büyük israil projesi, cia, el kaide terör örgütü, evanjelistler, haricilik, israil, mossad, sapık mezhepler, Selefilik - Vehhabilik, siyonizm, suriye sorunu

Barrett: El Kaide’nin Batılı gizli servisler tarafından kurulmasının daha önemli bir nedeni de İsrail’in ve Batı’nın tüm dünyadaki düşmanlarına saldırmak için bir Arap lejyonu olarak kullanılmak istenmesidir.


Kevin Barrett: El Kaide İsrail'i Korumak için Kuruldu

Bir politik analist “Batılı gizli servisler  El Kaide terörist grubunu İsrail çıkarlarını korumak ve diğer ülkelere askeri müdahalelerini meşru göstermek için yarattı” dedi.

Dr. Kevin Barrett Çarşamba günü Press TV'ye  verdiği röportajda “Teröre karşı savaşın gerçek öyküsü bize anlatıldığı gibi değil.  ABD'nin Suriye'yi El Kaide için bombalaması  gözüktüğü kadar tuhaf değildir” dedi.

Barrett bu açıklamaları Senatör Rand Paul'un “Obama'nın Amerikalılardan 11 Eylül saldırılarından 12 sene sonra El Kaide ile müttefik olmalarını istemesini” eleştirmesi üzerine yaptı.

Paul Salı günü yaptığı açıklamada Washington'un Suriye saldırı planını kastederek  “El Kaide tarafından saldırıya uğramamızın 12 sene sonrasında , 3000 Amerikalının El Kaide tarafından öldürülmesinin ardından Başkan Obama şimdi bizden El Kaide ile ittifak yapmamızı istiyor” demişti.

Usame bin Laden bir CIA ajanıydı. El Kaide, CIA ve MOSSAD tarafından kuruldu, kullanıldı, kullanılıyor.

11 eylül 2001, 9/11, abd, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, el kaide terör örgütü, israil, mossad, suriye sorunu, usame bin laden


11 Eylül sabahı, haber kanalı CNN tarafından Dünya Ticaret Merkezi'nin kulelerinden birinin alevler içindeki ilk görüntüleri yayınlanmıştı. Bunun kaza mı, yoksa bir saldırı mı olduğu henüz bilinmezken, CNN spikerleri, Üsame Bin Ladin'in bu olaydan sorumlu olabileceğin­den bahsetmişlerdi. Zamanla bu hipotez, insanî açıdan kabul edilebilir tek açıklama olarak benimsenmiştir. Böylesi barbarca saldırıların, yalnızca, medenî dünyaya tamamen yabancı olan, Batıya karşı akıl almaz bir nef­retle dolu ve elleri kanlı birisinin eseri olabilirdi.

Bu ca­navar çoktan belirlenmişti bile: ABD'nin bir numaralı düşmanı Üsame Bin Ladin. Söylenti, ilk önce "genelde iyi bilgilere sahip" veya "soruşturmaya yakın kaynaklar­ca" basına verilen gizli bilgilerle beslenmiş, Colin Powell kamuoyu karşısında Bin Ladin'i "zanlı" olarak nite­lediğinde resmileşmiş veGeorge W. Bush onu suçlu ola­rak gösterdiğinde de dogma haline gelmiştir.

Bugüne kadar bu suçlama kamuoyu önünde açıklanmamıştı. Amerikan otoriteleri, Üsame Bin Ladin'in kendilerince itiraf niteliğindeki video kasetini yayınladıklarında, bu­nun yeterli olduğunu düşünerek, ispatlama ihtiyacı duymamışlardı.

Usame Bin Ladin1, 1931'de Saudi Binladin Group'un (SBG) kurucusu olan şeyh Muhammed Bin Ladin'in elli dört çocuğundan birisidir. Suudi Arabistan'ın en büyük holdingi olan bu holding, cirosunun yarısını inşaat ve kamu işlerinde, diğer yarısını da mühendislik, gayri menkul, dağıtım, telekomünikasyon ve yayın alanların­dan elde ediyordu. Holding, İsviçre Yatırım Şirketi olan SİCO'yu (Saudi İnvestment Company) kurmuştur. Bu şir­ket de, Suudi National Commercial Bank'ın şubeleriyle birlikte birkaç şirket açmıştır. SBG, General Electric, Nortel Networks ve Cadbury Schvveppes'de önemli katı­lım paylarına sahiptir. ABD'deki sanayi faaliyetlerini, Muhammed el-Fayed'in eski kayınbiraderiAdnan Kaşık­çı temsil etmektedir. Holdingin parasal malvarlığı ise Cariyle Group tarafından idare edilmektedir.

Dr. Goebbels'in vasiyeti uygulama görevlisi, terörist Carlos'un koruyucusu ve Binladin Group'un danışmanı Nazi ban­kacı François Genoud, 1996'ya kadar Holding'in şubele­rini kurma işlerini gerçekleştirmişti. Binladin Group, Suud-Vehhabi rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır; öyle ki çok uzun bir süre Mekke ve Medine gibi kutsal mekanların onarımının tek ve resmi müteahhidi olmuştur. Aynı şe­kilde Suudi Arabistan'daki ABD askeri üslerinin yapımı­nı ve Körfez Savaşı’ndan sonra Kuveyt'in inşaatını üst­lenmiş, Bağımsız Devletler Topluluğu pazarının büyük bir kısmını o almıştır. Şeyh Muhammed Bin Ladin'in 1968'de kaza sonucu vefatından sonra büyük oğlu Salem işlerin başına geçmiştir. Salem Bin Ladin de, 1988'de Teksas'ta vuku bulan bir uçak kazası sonucu vefat et­miştir. Artık Binladin Group, kurucusunun ikinci oğlu Bekr tarafından yönetilmektedir.


1957'de doğan Üsame, Kral Abdulaziz Üniversitesi İk­tisadi ve İdari Bilimler mezunudur. Zeki bir işadamı ola­rak bilinmektedir. Üsame Bin Ladin, Aralık 1979'da vasi­si Prens Türki el-Faysal el-Suud (1977’den 2001'e kadar Suud gizli servisleri müdürü) tarafından CIA'nın Afganis­tan'daki gizli harekatını, parasal olarak yönetmek için çağrılmıştır. On yıl içinde CIA, Sovyetler Birliği'ni başarı­sız kılmak için Afganistan'a 2 milyar dolar para yatırmış­tır; bu harekat, CIA'nın bugüne kadar gerçekleştirdiği en pahalı harekat olmuştur. Suud ve ABD servisleri, mili­tanları toplamış, bunları eğitmiş, silahlandırmış, Sovyetler'e karşı verilen savaşı bir cihad adı altında manipüle edip kullanmıştır.2Üsame Bin Ladin, bu kural dışı dün­yanın ihtiyaçlarını "el-Kaide" (tam anlamıyla "üs") siste­mi üzerinden idare etmiştir.

Rusya'nın yenilgisinden sonra ABD, Kızıl Ordu'ya kar­şı savaşmak için Arap-İslam aleminin her bölgesinden topladıkları savaş liderlerinin ve mücahidlerin eline bı­raktıkları Afganistan'a karşı tamamen ilgisiz kalmıştır. Üsame Bin Ladin, o andan itibaren CIA için çalışmayı bı­rakmış ve bu savaşçıları kendi çıkarları için bir araya toplamıştır. 1990'da Suud Krallığı'na, laik Saddam Hüse­yin mürtedini, Kuveyt'ten çıkarmak için el-Kaide'yi kullan­mayı teklif etmiştir. Suudi Arabistan'ın, Baba Bush, Dick Cheney (o zamanlar Savunma Bakanı) ve Colin Powell (o zamanlar Genel Kurmay Başkanı) tarafından yönetilen ko­alisyonu tercih etmesinden hiç hoşlanmamıştır.

10 Eylül 2013 Salı

Esad konuştu: "Türkiye bir avuç para ile ayarlandı"

abd, akp'nin gerçek yüzü, Armagedon, beşar esad, büyük israil projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), el kaide terör örgütü, israil, katar, Recep Tayyip Erdoğan, rusya, suriye sorunu, suudi arabistan


Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Rus İzvestiya Gazetesine mülakatta bulundu. Esad'ın konuşmasından satır başları şöyle;

- Amerika, topraklarımıza savaş açması sonucunda Vietnam'dan bu yana karşılaştığı sonuçla karşılaşacaktır; başarısızlık... Suriye’nin Batının kuklası olacağını sananlar yanılıyor ve bu asla gerçekleşmeyecek bir hayalden ibarettir. Dünyaya mesajımız budur.

- Türkiye gibi açık ve uygar bir topluma sahip büyük bir devletin kapalı bir mantığa sahip bir körfez ülkesi tarafından bir kaç dolarla yönetilmesi oldukça esef vericidir. Şüphesiz ve tabii ki tüm bunun sorumlusu Türkiye halkı değil de, Türkiye Hükümeti Başkanıdır. Türkiye halkı bizimle bir çok geni, örf, adet ve ortak paydaları paylaşıyor

- Mücadele ettiğimiz grupların büyük çoğunluğunu el Kaide fikrini taşıyan Tekfirci Gruplardır. küçük bir bölümü ise kanun kaçaklarından oluşmaktadır. Onlara mesajımız
“TERÖRÜN VURDUĞU HER YERDE TERÖRÜ VURACAĞIZ"


- Dünyanın hiçbir ordusu, devletin bütün toprakları üzerinde tam teçhizatlı olarak bulunamaz. Teröristler bu durumdan yararlanarak ordunun bulunmadığı her bölgeye giriyorlar. Farklı yönlerde hareket ediyorlar ve biz de onları her yerde kovuşturuyoruz ve girdiğimiz her bölgede tamamıyla temizliyoruz. Dolayısıyla sorun teröristlerin bulunduğu bölgeler değil dışarıdan büyük sayıda terörist gelmesidir.

- İsrail teröristlerle işbirliği yaptığını bizzat söyledi. Defalarca hastanelerinde onlarca teröristi tedavi etti, sınırda teröristlere darbe İndirdiğimiz zaman İsrail baskıyı hafifletmek amacıyla güçlerimizle çarpıştı, onları kuşattığımız zaman İsrail bariyerleri kaldırıp diğer tarafa geçmelerine ve karşı taraftan saldırmalarına İzin verdi.

E, hani, Nusayri ESAD'a karşı bir Sünni direnişi vardı?

akp'nin gerçek yüzü, büyük israil, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, el kaide terör örgütü, mossad, özgür suriye ordusu, Selefilik - Vehhabilik, slider, suriye sorunu


Hep söyledik ama dinletemedik. Hani sünniydiler?

Suriye'de ESAD diktatörüne karşı çatışanların doğru düzgün kimseler olmadıklarını...
İdaresini Vehhabi Suud kraliyet ailesinin yaptığı Selefiler ve Vehhabiler olduklarını...
İçlerinde sünni olanların yok denecek kadar az olduklarını...
Türkiye'de Adana İncirlik ABD üssü ve mülteci kampı kılığındaki terör kamplarında eğitim aldıklarını...
Bunlara eğitimi İngiliz SAT komandoları, İsrail ordusu subayları ve MİT içindeki derin İsrail'in verdiğini...
Suud, Katar ve Ürdün'ün idarecilerinin de aynı Türkiye'nin idarecileri gibi Siyonizmin emrinde olduklarını...
El Kaide denen örgütün daha kuruluşundan itibaren bir CIA projesi olduğunu...
Usame bin Ladin'in 11 Eylül saldırılarından bir gün önce Amerikan hastanesinde diyalize girdiğini ve CIA'in üst düzey yetkilileri ile görüşüp onlar tarafından korunduğunu...
Suriye'nin BOP yada BİP (Büyük İsrail Projesi)in bir ayağı olduğunu....
Sırada İran ve Türkiye'nin olduğunu...

 ARTIK SAMİMİ HER MÜSLÜMAN ACI DA OLSA KABULLENMELİ...

Vehhabilik, ingilizlerin kurduğu sapık bir mezheptir. Selefilik ise Vehhabiliğin kamufle adıdır. Vehhabiler kendilerini "selefiyiz" diye gizlerler. Vehhabilerin itikadlarında küfre varan bozulmalar vardır. O inançları ile bırakın şehid olmayı imanlı göçmeyi bile başaramazlar.

Hani el Kaide terör örgütüydü?

akp'nin gerçek yüzü, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, el kaide terör örgütü, mossad, özgür suriye ordusu, slider, suriye sorunu


Hani el Kaide terör örgütüydü?

- Hani bunlar ABD'de ikiz kuleleri vurmuşlardı?
- Hani bunlar İstanbul'da sinagogları ve HSBC'yi vurmuşlardı?
- Hani bunlar hem devletimizin hem hukukçularımızın, hem basınımızın gözünde cani ve teröristlerdi?


Peki ne değişti de biz bunlarla can ciğer kuzu sarması olduk?