Armagedon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Armagedon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2013 Perşembe

El Kaide İsrail’i korumak ve İslam dinini kötü göstermek amacı ile kuruldu


11 eylül 2001, 9/11, abd, arap baharı, Armagedon, büyük israil projesi, cia, el kaide terör örgütü, evanjelistler, haricilik, israil, mossad, sapık mezhepler, Selefilik - Vehhabilik, siyonizm, suriye sorunu

Barrett: El Kaide’nin Batılı gizli servisler tarafından kurulmasının daha önemli bir nedeni de İsrail’in ve Batı’nın tüm dünyadaki düşmanlarına saldırmak için bir Arap lejyonu olarak kullanılmak istenmesidir.


Kevin Barrett: El Kaide İsrail'i Korumak için Kuruldu

Bir politik analist “Batılı gizli servisler  El Kaide terörist grubunu İsrail çıkarlarını korumak ve diğer ülkelere askeri müdahalelerini meşru göstermek için yarattı” dedi.

Dr. Kevin Barrett Çarşamba günü Press TV'ye  verdiği röportajda “Teröre karşı savaşın gerçek öyküsü bize anlatıldığı gibi değil.  ABD'nin Suriye'yi El Kaide için bombalaması  gözüktüğü kadar tuhaf değildir” dedi.

Barrett bu açıklamaları Senatör Rand Paul'un “Obama'nın Amerikalılardan 11 Eylül saldırılarından 12 sene sonra El Kaide ile müttefik olmalarını istemesini” eleştirmesi üzerine yaptı.

Paul Salı günü yaptığı açıklamada Washington'un Suriye saldırı planını kastederek  “El Kaide tarafından saldırıya uğramamızın 12 sene sonrasında , 3000 Amerikalının El Kaide tarafından öldürülmesinin ardından Başkan Obama şimdi bizden El Kaide ile ittifak yapmamızı istiyor” demişti.

10 Eylül 2013 Salı

Esad konuştu: "Türkiye bir avuç para ile ayarlandı"

abd, akp'nin gerçek yüzü, Armagedon, beşar esad, büyük israil projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), el kaide terör örgütü, israil, katar, Recep Tayyip Erdoğan, rusya, suriye sorunu, suudi arabistan


Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Rus İzvestiya Gazetesine mülakatta bulundu. Esad'ın konuşmasından satır başları şöyle;

- Amerika, topraklarımıza savaş açması sonucunda Vietnam'dan bu yana karşılaştığı sonuçla karşılaşacaktır; başarısızlık... Suriye’nin Batının kuklası olacağını sananlar yanılıyor ve bu asla gerçekleşmeyecek bir hayalden ibarettir. Dünyaya mesajımız budur.

- Türkiye gibi açık ve uygar bir topluma sahip büyük bir devletin kapalı bir mantığa sahip bir körfez ülkesi tarafından bir kaç dolarla yönetilmesi oldukça esef vericidir. Şüphesiz ve tabii ki tüm bunun sorumlusu Türkiye halkı değil de, Türkiye Hükümeti Başkanıdır. Türkiye halkı bizimle bir çok geni, örf, adet ve ortak paydaları paylaşıyor

- Mücadele ettiğimiz grupların büyük çoğunluğunu el Kaide fikrini taşıyan Tekfirci Gruplardır. küçük bir bölümü ise kanun kaçaklarından oluşmaktadır. Onlara mesajımız
“TERÖRÜN VURDUĞU HER YERDE TERÖRÜ VURACAĞIZ"


- Dünyanın hiçbir ordusu, devletin bütün toprakları üzerinde tam teçhizatlı olarak bulunamaz. Teröristler bu durumdan yararlanarak ordunun bulunmadığı her bölgeye giriyorlar. Farklı yönlerde hareket ediyorlar ve biz de onları her yerde kovuşturuyoruz ve girdiğimiz her bölgede tamamıyla temizliyoruz. Dolayısıyla sorun teröristlerin bulunduğu bölgeler değil dışarıdan büyük sayıda terörist gelmesidir.

- İsrail teröristlerle işbirliği yaptığını bizzat söyledi. Defalarca hastanelerinde onlarca teröristi tedavi etti, sınırda teröristlere darbe İndirdiğimiz zaman İsrail baskıyı hafifletmek amacıyla güçlerimizle çarpıştı, onları kuşattığımız zaman İsrail bariyerleri kaldırıp diğer tarafa geçmelerine ve karşı taraftan saldırmalarına İzin verdi.

İran, Suriye ve Hizbullah ortak savunma sistemi kurdular

abd, akp'nin gerçek yüzü, Armagedon, büyük israil projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), hizbullah, iran, melhame-i kübra, Suriye, suriye sorunu


Hizbullah, İran ve Suriye Karşı Saldırıya Hazırlanıyor


Üst düzey politik ve askeri kaynaklar The Daily Star (Lübnan) gazetesine Cuma günü yaptıkları açıklamada “İran, Suriye ve Hizbullah’ın Suriye’ye yapılacak bir Amerikan müdahalesi durumunda yakın koordinasyon içerisinde olabilmek için ortak bir askeri operasyon odası kurduklarını” belirttiler.


Miralla Hodeib

The Daily Star

Üst düzey politik ve askeri kaynaklar The Daily Star (Lübnan) Cuma günü yaptıkları açıklamada “İran, Suriye ve Hizbullah'ın Suriye'ye yapılacak bir Amerikan müdahalesi durumunda yakın koordinasyon içerisinde olabilmek için ortak bir askeri operasyon odası kurduklarını” belirttiler.

Kaynaklar “ABD şimdiye kadar direniş eksenine hedefleri ve saldırının kapsamı hakkında tahminde bulunma imkânı vermişse de, İran, Suriye ve Hizbullah en kötü ihtimalli senaryolar için hazırlıklarına hız verdi” dediler. Beklenen saldırı ile ilgili verilerin neredeyse tümünün belirsizliğine rağmen, Amerikan füzelerinin Suriye toprağına düşmesi durumunda bu üç oyuncu da belli bir oranda eyleme geçmeye karar vermiş haldeler.

Siyasi kaynaklara göre Hizbullah on binlerce savaşçısını ve yedek gücünü saldırı beklediğinden silah başına çağırdı. İsmini açıklamak istemeyen bir diplomat “İran, Suriye ve Hizbullah Amerikalıların planları hakkında net bir fotoğrafa sahip değiller. Fakat bu ülkeler de pek çok senaryoya hazırlık yapmış haldeler” şeklinde konuştu.

Kaynaklar Amerikan saldırısının rejim için ölümcül tehdit oluşturması ya da Suriye ordusunu ciddi bir şekilde zayıflatması durumunda İran ve Hizbullah'ın tüm askeri yeteneklerini sergileyip bütün ağırlıklarını verecekleri yorumunu yaptılar. Bir diplomat “Kısaca, Hizbullah ve İran'ın olaya müdahil olmama ihtimali çok az” şeklinde konuştu. Diplomatik kaynaklar İran ve Hizbullah'ın Suriye ordusu karargahlarının, askeri havaalanları ve uzun menzilli füzelerinki de dahil olmak üzere stratejik silah depolarının hedeflenmesini beklediklerini ve bunu da doğrudan müdahale nedeni olarak gördüklerini belirtiyorlar.

(Video) 3. Dünya savaşı çıkartılıyor - Özgürlük bahane Büyük İsrail Projesi şahane (Savaş fiilen başlamış durumda)



"Halkların özgürleştirilmesi" ya da "Demokrasinin getirilmesi" veya "Diktatörlerin devrilmesi" ifadeleri tamamen hile.. Yalan ve ihanet... 
Çökmekte olan Hıristiyan devletlerin ayakta kalmasını temin etmek, 10-15 yıla kadar iyice derinleşecek temiz su sıkıntılarına tedbir almak, yeniden ortadoğuyu ve Afrika'yı sömürge yapmak ve en önemlisi onlarca yıldır bir türlü kurulamayan büyük İsrail devleti idealini gerçekleştirmek... 

Suriye illüzyonu ve Ortadoğu: Egemenliğin Yolu

abd, Armagedon, aydoğan vatandaş, büyük israil projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, israil, kripto Yahudiler, Kürt Sorunu, melhame-i kübra, ortadoğu, PKK Terör Örgütü


ABD'NİN ORTADOĞU POLİTİKASI VE İSRAİL


TED GALEN CARPENTER, Foreign Policy dergisinin 91-92 kış sayısında şöyle diyordu: (Ted Galen Carpenter, "The New World Disorder", Foreign Policy, 85 Winter 1991-1992; sh. 24-39)

"Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra, üstelik son yıllarda ortaya çıkan yeni güç odaklarına rağmen dünyadaki en büyük askerî gücü ve bu gücü kullanma iradesini elinde tutan en büyük devlet olarak, ABD'nin kaldığı görülüyor. Bu durum bazılarına bugün tek süper devletli bir dünyada yaşadığımızı, artık dünyanın tek polisinin Birleşik Amerika olduğunu ileri sürmek olanağını veriyor."

Gerçekten de ABD'nin Sovyet vetosundan kurtulmasıyla birlikte, Birleşmiş Milletler içinde büyük bir etkinlik kazanması ve bu sayede Irak ve Libya karşısında uluslararası toplumu peşinden sürüklemeyi başarması, bu şekilde düşünenleri haklı çıkaran kanıtlardı. Nitekim 1992 yılında hazırladığı son derece önemli bir raporda Pentagon (The New York Times, 8 Mart 1992), ABD'nin hiçbir devlet ya da kuruluşla yetki ve güç paylaşımına gitmeden dünya barış ve güvenliğini korumak için, kollarını sıvamasını istiyordu. 8 Mart 1992 tarihinde The New York Times gazetesine sızan ve büyük tartışmalara yol açan "Tek Süper Devletli Dünya Raporu" adlı bu raporda, Amerikan dış ve savunma politikasının bundan böyle tek amacı şu şekilde belirtiliyordu:

"Batı Avrupa'daki, Asya'daki ya da eski Sovyetler Birliği'ndeki devletlerden hiçbirinin Birleşik Amerika'nın karşısına dikilecek, ona kafa tutacak güce erişmesine izin vermemek..." 

Başka bir deyişle ABD egemenliğinde tek süper devletli bir dünya kurmak ve bu dünyanın devamını sağlamak... Raporu hazırlayanlara göre bu amaçla ABD kendisine karşıt olabilecek
devletleri uluslararası alanda daha büyük roller yüklemeye heveslenmekten, kendisinin ve dostlarının çıkarlarını korumak için onları saldırgan politikalar izlemeye, çekirdekli/nükleer silahlar edinmeye kalkışmaktan caydıracak kadar büyük bir gücü her zaman elinde tutmalıydı.

Ortadoğu: Egemenliğin Yolu

BUNUN DA yolu kuşkusuz Ortadoğu'dan geçiyordu. Çünkü Türkiye'nin de içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesi üç kıtanın birleşmesinden kaynaklanan jeostratejik öneminin yanısıra, dünyanın şu anki petrol rezervlerinin yüzde 65,7'sini (yani üçte ikisini) barındırması nedeniyle büyük bir ekonomik öneme sahipti. (Baskın Oran, Kalkık Horoz, sh. 19)

Hangi anlamda ele alınırsa alınsın, Ortadoğu, Asya, Avrupa ve Afrika arasında bir köprü durumundaydı ve bu üç kıtaya açılan bir kapı, eski dünyanın ortası, kalbi olma niteliğini her zaman koruyacaktı. Kıtalar arasındaki bu merkezî konumundan ötürü tarih boyunca çeşitli yönlerden gelen göçlerin geçit yeri ve tarihin ilk devirlerinden bu yana insanlığın kaderini belirleyen uygarlıkların beşiği olmuştu. Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devleti'ni parçalayan sömürgeci güçlerin bölgedeki denetimleri İkinci Dünya Savaşı'na kadar sürdü. Savaştan sonra bölgede dengeler değişmişti, Filistin'de kurulan İsrail Devleti'nin izlediği Siyonist politika, (Ortadoğu Barış Süreci ve Türkiye Üzerine Etkileri, Genelkurmay Başkanlığı, Harb Akademileri Komutanlığı) bölgenin duyarlı dengesini bozuyordu. Yöredeki eski etkinliklerini kaybeden İngiltere ve Fransa yerine ABD, İsrail Devleti'nin destekçisi olarak önemli roller üstleniyordu. Bu tehlikeli ikilinin bölgedeki etkinliği artarken bölgeye, kan ve nefret kelimeleri hakim oluyordu.

Hava Kuvvetleri'nde görevli Albay Mehmet Kocaoğlu'na göre, Ortadoğu petrollerinin ABD ve Batı pazarlarına akışının kesintisiz devam etmesi bir ABD reel politiğiydi ve bölgenin jeostratejik konumu ve sahip olduğu zengin petrol rezervlerinden dolayı Ortadoğu, özellikle Körfez Bölgesi ve çevresi ABD millî güvenliği ile ilişkili bir hale gelmişti.

Albay Mehmet Kocaoğlu şöyle diyordu:

"Tarihsel süreç incelendiğinde görülecektir ki, dünyada hiçbir bölge Ortadoğu kadar yoğun bir bölge olmamıştır. Sanayileşme sonucu, petrolün son derece önemli bir nitelik kazanması ve bu maddenin de Ortadoğu'da bulunmasından ötürü, sadece bölge içi ülke ve güçlerin değil, bölge dışı emperyalist güçlerin çıkar ve nüfuz mücadelesi alanı haline dönüşmüştür. 1990'da Kuveyt'in Irak tarafından işgali ile başlayan Körfez Krizi ve 1991 Körfez Savaşı, Ortadoğu petrolleri üzerinde sürdürülen nüfuz kurma mücadelesinin tipik ve en çarpıcı özelliğini oluşturmaktadır."

Amerikan-Sovyet çatışması bitmiş ve Körfez Savaşı ile Amerikan egemenliği bölgede tescil edilir edilmez, Amerika ve İsrail bölgede yeni bir Ortadoğu resmi çizmişti. Batı dünyası tarafından onaylanmakta gecikilmeyen bu resme göre Ortadoğu, Soğuk Savaş'ın hemen ardından yeni bir "iki kutuplu" sisteme oturmuştu. Bir yanda Amerika'nın uzaktan koordine ettiği ve İsrail'in başını çektiği Ürdün, Arafat'ın FKÖ'sü, Mısır ve Muhafazakar Arap monarşilerinden oluşan bir 'barış cephesi', diğer taraftan da İran, Suriye ve Bağdat'taki Saddam rejiminden ve iki ülke tarafından desteklenen direniş örgütleri... 

İşte böyle bir cepheleşmede Türkiye'nin yeri nerede olacaktı? Amerika ve İsrail Türkiye'nin en hassas noktasının PKK terörü olduğunu biliyor ve Türkiye'yi kalbinden vuruyordu. Genel
kanı ABD-İSRAİL ikilisinin, bölgedeki terörün aynı merkezden yani Şam'dan yönetildiği, dolayısıyla bölgedeki bütün terör hareketlerine karşı ortak hareket etmeleri gerektiği düşüncesini Türkiye'ye dayattığı ve Türkiye'nin de bu fikre sıcak baktığı ve bu yüzden bu ikili ile işbirliğine girdiği şeklindeydi. Yani Türkiye'ye, PKK'nın da, İsrail karşıtı direniş hareketlerinin de aynı merkezden yönlendirildiği, dolayısıyla birlikte mücadele edilmesi gerektiği söyleniyordu.

Durum gerçekten böyle miydi? Türkiye'nin yaklaşık 20 yıldır en büyük baş belası olan PKK gerçekten Şam'dan mı idare ediliyordu? Yoksa bu bir illüzyondan başka bir şey değil miydi? Çünkü biz biliyorduk ki...

İsrail PKK'yı Destekli(yor)du